FaLang Language Switcher


Fen Bilimleri

İstatistik

istatistikBelirli bir amaç doğrultusunda veri toplama, toplanan verileri matematik ve programlama bilimleri vasıtasıyla işleyip grafikler, tablolar ve diğer görsel materyallerle analiz etme, veriler arası korelasyonları (ilişkileri) gözlemleme ve tahminler yürütme uygulamalarına İstatistik denir. Bir bakıma İstatistik, gazetecilik gibidir; iz sürüp araştırarak bir sonuç elde edersiniz ve aslında o sonuç haber değeri olan bir veridir. Gazetecilikten farklı olan yönü ise rakamlarla çalışıp objektif sonuçlar bulmaya çalışmasıdır. İstatistik, pratik amaçlarla kullanılmaya yönelik teorik bir bilim olarak tanımlanabilir.

İstatistik neredeyse tüm bilim dallarının ihtiyaç duyduğu bir bilim dalıdır. Sosyoloji, psikoloji gibi sosyal bilimler; tıp, iktisat, işletme, aktüerya (sigortacılık), matematik, fizik gibi bilimler istatistiğe ihtiyaç duyarlar. Ayrıca bütün devletlerin istatistik kurumları vardır. Bu kurumlar sürekli olarak istatistikler tutup raporlamalar yaparak devletlerin politikalarını belirlediği gibi, o ana kadar nelerin yapılıp nelerin yapılamadığını da ölçerek geri bildirim mekanizması görevini görürler. Örneğin nüfus sayımları, okuma yazma oranları, işsizlik verileri, ithalat ihracat rakamları gibi televizyonlarda ve gazetelerde görmeye alıştığımız verileri, resmî istatistik kurumlarının yaptıkları araştırmalardan öğreniriz. Devletler bu istatistikler ışığında çok önemli politika değişiklikleri yapabilir. Mesela, enflasyonun arttığını ortaya çıkaran istatistiklere bakarak ekonomik düzenlemeler getirir ya da bebek ölüm oranlarının arttığını gösteren istatistiklere bakarak sağlık şartlarının iyileştirilmesi için adımlar atar. Uluslararası kurumlar da istatistikler tutarak ülkeler hakkında karneler oluşturur. Örneğin insani gelişmişlik indeksi ülkelerin insan hakları konusundaki tutumlarını inceleyerek istatistikler yayınlar.

Araştırma şirketleri, bankalar, borsalar, kısacası çoğu ticari işletme de devletler gibi istatistikleri kullanarak kendi kurumlarının geleceği için düzenlemeler yapar veya şimdiye kadar yaptıklarının doğru olup olmadığını ölçer. Özellikle iktisadi alanda İstatistik vazgeçilmez bir bilimdir.

Neden Türkiye'de İstatistik Bölümü?

Türkiye, son zamanlarda sosyal ve ekonomik sahalarda gösterdiği büyük gelişime paralel olarak yüksek öğretim alanında da dünyada iddialı bir konuma gelmektedir. Birçok köklü üniversitemizde İstatistik bölümü bulunmaktadır. Ayrıca yüksek lisans ve doktora programlarıyla İstatistik biliminde akademik kariyer yapmak isteyen öğrencilere imkân sunulmaktadır.

Türkiye'nin aktif ve dinamik nüfusu ve gösterdiği performans, ülkede İstatistik bilimine çokça ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmektedir. Zira her geçen on yılda ülke büyük değişimlere sahne olmakta, bu değişimler ancak İstatistik biliminin katkılarıyla anlaşılıp değerlendirilebilmektedir. Bu gereksinmenin farkında olan üniversitelerimiz İstatistik bölümlerine gereken önemi ve özeni göstermektedirler.

Başbakanlık bünyesindeki Türkiye İstatistik Kurumu'nun kökleri 19. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Türkiye'nin İstatistik tecrübesi 14. yüzyıla dayanmakla birlikte ilk olarak 1830'daki nüfus sayımıyla resmiyet kazanmıştır. İstatistik alanındaki başarısını artırarak devam ettiren Türkiye İstatistik Kurumu bu başarısını üniversitelerimizden yetişen istatistikçilerle kazanabilmiştir.

İstatistik Eğitimi

Türkiye'deki İstatistik bölümlerinde genellikle şu dersler okutulmaktadır:

Aslında bir matematik dersi olup olasılık teorilerinin öğretilmesini hedefleyen Olasılık dersi; İstatistik bilimine giriş niteliğindeki İstatistiğin Temelleri dersi; limit, türev, integral, vektörler gibi istatistikte sıklıkla kullanılan matematiksel kavramların öğretildiği Calculus dersi; İstatistik öğrencilerine en az bir tane programlama dilini öğretmeyi hedefleyen C, C++ gibi dersler; koordinat sistemlerini ve bağlı uygulamaları öğretmek için verilen Analitik Geometri. Bu derslerin yanı sıra Bilgi Teknolojileri ve Uygulamaları, Rapor Yazma Teknikleri, İstatistik Metotları, İstatistiki Hesaplamalar, Matematiksel İstatistik, Lineer Cebir, Diferansiyel Denklemler, Veri Analizi, Regresyon Analizi gibi dersler verilmektedir.

Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkânları

İstatistik bölümü matematiği seven sabırlı öğrencilere yöneliktir. Matematik, yukarıdaki derslerden de anlaşılacağı üzere istatistikte çok önemli bir yer tutar. Fakat İstatistik somut verileri soyut araçlarla incelediği için matematikten farklı olarak pratik sonuçlar elde eder. Örneğin birtakım hesaplamalarla son beş ayın işsizlik oranlarını elde eden bir istatistikçi bu sonuca ulaşmak için çeşitli sektörlerden topladığı verileri işler, analiz eder ve bir önceki sonuçlarla karşılaştırır. Birçok bilim gibi İstatistik de sabır gerektirir. Ancak İstatistik, yön veren ve sürekli kendisine ihtiyaç duyulan bir bilim olması nedeniyle uğraşısı zevkli ve eğlenceli bir bilimdir.

İstatistik bölümü mezunları ulusal ve uluslararası resmî ve özel şirketlerde istihdam edilme imkânına sahiptirler. Kamu kurumlarının yanı sıra araştırma şirketleri, bankalar, borsalar, kısacası çoğu ticari işletme İktisat mezunlarının çalışma alanlarını oluşturur.

Fizik

fizikFizik evrenin oluşumunu ve işleyişini düzenleyen yasaları araştıran ve bu yasaların uygulanmasını sağlayan temel bilimdir. Bu özelliği ile Fizik, bilimin tarihsel doğal gelişim sürecinde önce inşaat, makine, elektrik gibi klasik mühendislik alanlarının; sonra da jeoloji, maden, elektronik, bilgisayar, kimya, gıda, çevre gibi güncel mühendislik alanlarının doğuşunu ve gelişimini sağlamıştır. Bunun yanında Fizik, gelecekte yeni mühendislik alanları oluşturacak biçimde gelişen süperiletkenlik, fotonik, biyofizik gibi alanlara da öncülük etmektedir. Bu çerçeveden bakıldığında, Fizik biliminin bugüne kadar ortaya çıkan ve bundan sonra da ortaya çıkacak olan tüm mühendislik alanlarını oluşturup geliştirme gibi bir yetkinliğinin olduğu görülür. Araştırmayla ulaştığı evrensel yasaları, ölçülebilen nicelikler aracılığı ile uygulamaya aktarma özelliğine sahip olması nedeniyle Uygulamalı Fizik de bir mühendislik alanıdır. Bugün günlük yaşantımıza girmiş olan transistörler, laserler, bilgisayarlar, radarlar, uçaklar, teleskoplar, uydular gibi pek çok gelişmiş teknoloji ürünü, başka bilim ve mühendislik dallarından katkılar olsa da, büyük ölçüde fizikçilerin ve fizik mühendislerinin eseridir.

Neden Türkiye'de Fizik Bölümü?

İçinde bulunduğumuz yüksek teknoloji çağına ulaşmada, temel bilimlerin ana kolu olan fiziğin büyük katkıları vardır. Fizik öncelikle doğa yasalarını bulmayı amaçlamakta ve bunu yaparken elde ettiği bilgiler daha sonra teknolojik uygulamalara dönüşmektedir. Teknolojik gelişmenin Türkiye'de gelecek on yıllarda artması beklendiği düşünüldüğünde Fizik alanında yetişmiş insana olan ihtiyaç hemen anlaşılır hale gelecektir. Araştırma projelerine devlet tarafından verilen maddi desteğin önemli bir kısmı doğrudan Fizik alanında kendini yetiştirmiş insanları ilgilendirmektedir.

Türkiye'de birçok üniversitede Fizik bölümü Fen-Edebiyat Fakültesinde eğitim vermektedir. Fizik Mühendisliği eğitimi ise sadece beş üniversitede verilmektedir. İlk Fizik Mühendisliği bölümü, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi altında 1954 yılında kurulmuştur. Bunun dışında Hacettepe, İstanbul Teknik, Gaziantep ve Gümüşhane üniversitelerinde de Fizik Mühendisliği bölümleri yer almaktadır.

Türkiye'de Fizik Eğitimi

Fizik / Fizik Mühendisliği bölümlerinde eğitim süresi 4 yıldır. Nükleer fizik, atom-molekül fiziği, katı hal fiziği, kuantum mekaniği ve elektromanyetik gibi kuramsal ve temel konuların yanı sıra teknik çizim, elektronik, bilgisayar programlama, makine elemanları, malzeme, dalgalar-titreşimler, termodinamik, spektroskopi, kristalografi, medikal fizik (görüntüleme sistemleri), uygulamalı optik, ince film, lazer gibi mühendislik konuları işlenir.

Fizik Bölümü'nün araştırma alanlarını şu şekilde özetleyebiliriz: Genel Fizik, yenilenebilir enerji kaynakları, yeni malzemeler, çevre fiziği, metroloji konularını çalışır. Yüksek Enerji Fiziği'nde, temel etkileşmelerde kuramsal ve fenomenolojik konular, modeller, deneysel çalışmalar ile bağların güçlendirilmesi, uluslararası deneysel projelere katılım söz konusudur. Bu kategoriye, elektronik, yazılım, bilgisayarla hesaplama, lazer ve enerji konularında deneysel çalışmalar yapan gruplar da dahil edilmelidir. Matematiksel Fizik, gravitasyon ve temel etkileşme kuramları kapsamında planlanan araştırmaları; nokta parçacığın eğri üzerindeki hareketi için yapılanların, bir sicimin yüzey üzerindeki hareketine genellenmesi gibi çalışmaları kapsar. 3 boyuttaki maddeyle ikilemlenmiş süper kütleçekim kuramlarının karadelik, karasicim ve diğer analitik çözümlerini araştırır. Nükleer Fizik, nükleer etkileşmeler ve yapılar, reaktör tasarımı ve güvenliği gibi alanlarda çalışır. Astrofizik, nötron yıldızları, gözlem evleri, uydular, dedektörler, yıldız yapıları, uzayın kirlenmesi gibi alanlara eğilir. Yoğun Madde Fiziği kapsamında yeni cihazlar (fiziği, malzemesi, incelenmesi), mezoskopik fizik, nanofizik, süperiletkenlik, optoelektronik, lazerler, kristaller, yeni malzemeler, fotosentez fiziği gibi konular çalışılır. Atom ve Molekül Fiziği, topak yapılar, nanofizik, X-ışınları fiziği, plazma uygulamaları ile ilgilenir. Plazma Fiziği ise füzyon (deneysel ve kuramsal), plazma prosesleri ve endüstriyel uygulamaları, plazma ortamında parçaçık hızlandırıcısı, optik klavuzlarda dalga denklemi sayısal çözümleri ile ilgilenir.

Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkânları

Türkiye'de eğitim vermekte olan tüm temel fen bilimleri bölümlerinde girişte gerekli eğitim alt yapısını matematik ve fen bilimlerindeki düzey belirlemektedir. Ayrıca analitik düşünme, mekanik sistemlere ve matematiksel ifadelere yatkınlık ile üç boyutlu düşünebilme yeteneği Fizik eğitiminde önemlidir. Yüksek lisans eğitiminde ise, başvurulan bölüm mezuniyet alanından farklı ise bir yıllık (genelde 6 ile 8 ders arasında değişir) bilimsel hazırlık eğitimi alması gerekir.

Fizik programını bitirenlere "Fizikçi" ünvanı verilir. Bir fizikçinin işi, araştırılacak olan problemi çözümlemek, araştırma yöntemini seçmek, deneyini yapmak ve sonucunu rapor etmek olarak özetlenebilir. Fizikçiler çalışmalarında diğer disiplinlerden geniş ölçüde yararlanırlar. Endüstride çalışan fizikçiler mühendislerle işbirliği yaparlar.

Bölüm mezunları, lisansüstü eğitime devam ederek akademik yaşamı seçebilirler. Bunun dışında, çeşitli kamu kuruluşları, araştırma-geliştirme merkezleri, elektronik ve savunma sanayi alanında çalışan kuruluşlar, tıp merkezleri, resmi ve özel eğitim kuruluşları, bilgisayar firmaları, teknik cihazların satış ve servis şirketleri, bankalar gibi çok çeşitli alanlarda çalışabilmektedirler.

Matematik

matematikMatematik dünyanın en eski ve en yaygın bilimlerinden birisidir. Tamamen soyut kavramlarla düşünmeyi gerektirdiği için genelde öğrenilmesi zor bir bilim dalı olarak kabul edilir. Esasında matematik bir bilim dalı olarak görülmemelidir zira matematik bir dildir; biz anlaşılması kolay olsun diye onu bir bilim dalı olarak kabul ediyoruz. Aynı Türkçe, İngilizce gibi matematik de sembolleri, bağlaçları, harfleri, kelimeleri ve cümleleri olan bir dildir. Yaygın anlamıyla kullandığımız dille yazıp konuşabiliriz; matematik ise bir araya getirdiğimiz sembollerle kurduğumuz cümleleri anlamlı bir bütün halinde diğer bilimlerin hizmetine sunar. Türkçeyi biz kullanırız; matematik dilini ise fizik, kimya, biyoloji, istatistik, astronomi, mühendislik, tıp, mimari, iktisat ve daha birçok bilim dalı kullanır. Ayrıca müzik de, matematiksel dili olan mucizevi bir sanattır. Oktav, vuruş gibi müzik terimleri aslında matematikten gelmedir.

Matematik çağlar boyunca hep önemsenen bir bilim dalı olagelmiştir. Platon'un, Akademi'sinin girişine yazdığı ünlü "Ageometretos medeis eisito!" cümlesinin "Geometri bilmeyen buraya giremez!" anlamına geldiğini zannederiz. Aslında bu söz, "Matematiksel olanı kavrayamayan giremez" demektir. Yani evrende olup biten her şey matematiksel bir kavramayla anlaşılabildiği ölçüde değerlidir. Matematik, bu yönüyle felsefeyle kardeş gibidir. Filozofların birçoğu matematiği çok iyi bilir veya matematikçidir. Leibniz hem büyük bir filozoftur, hem de çok önemli keşifler yapmış önemli bir matematikçidir.

Neden Türkiye'de Matematik Bölümü?

Sahip olduğu kültürel ve bilimsel mirası arkasına alarak birçok değerli bilim adamı yetiştiren Türk üniversiteleri, Matematik disiplininde de dünyada söz sahibi matematikçiler yetiştirmiştir. Cahit Arf, "Arf Değişmezi" ve "Arf Halkaları" kavramlarıyla literatüre giren önemli keşifler yapmıştır. Cem Yalçın Yıldırım ise ikiz asal sayılar üzerine yaptığı çalışmalarla dünyada saygın bir yere sahiptir. Öte yandan Ali Nesin, kurduğu Matematik köyüyle Türkiye'de matematiğin sevdirilmesi ve iyi matematikçiler yetiştirilmesi için çalışmakta, bir yandan da çıkardığı Matematik Dünyası adlı dergide Türk matematikçilerinin makalelerini yayımlamaktadır.

Cahit Arf'ın mirası, Ali Nesin, Cem Yalçın Yıldırım ve daha birçok değerli matematikçimizin halihazırdaki katkılarıyla ülkemiz üniversitelerindeki Matematik eğitimi dünyadaki eğitim standartlarının üzerinde bir kaliteye sahiptir. Yüksek lisans ve doktora programları ise Matematikte derinleşmek ve araştırmalarıyla Matematiğe katkı yapmak isteyen lisans mezunlarını çağırmaktadır. Yabancı dil yeterlilik sınavlarından birini (Yabancı Dil Sınavı-YDS, TOEFL, IELTS veya üniversitelerin kendi açtıkları yabancı dil yeterlilik sınavları) ve ALES-Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'nı geçen öğrenciler üniversitelerin yaptığı mülakatlardan sonra yüksek lisans veya doktora için hak kazanabilecektir.

Matematik Eğitimi

Matematik bölümü, üniversitelerimizin hemen hemen hepsinde bulunmaktadır. Gerek devlet üniversiteleri, gerekse vakıf üniversitelerinin bünyelerindeki bu bölümler, bilimsel araştırmalar yapan ve ödüller alan birçok hocasıyla öğrencilerini beklemektedir.

Matematik disiplininin belli başlı ana bilim dalları şunlardır: Analiz ve Fonksiyonlar Teorisi, Cebir ve Sayılar Teorisi, Geometri, Topoloji (Evrendeki Küme Oluşumları, Uzaylar), Uygulamalı Matematik, Calculus (Matematiğin Temelleri), Kriptoloji (Şifre Bilimi), Matematiksel Mantık.

Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkânları

Matematik öğrencilerinin genel profiline baktığımızda, büyük çoğunluğunun matematiği bilinçli olarak tercih ettiğini görürüz. Çünkü matematik okumaya karar veren öğrenci yeni bir dil ve yeni bir düşünme biçimini öğrenmek ister. Tamamen soyut bir dünyanın içine girerek sayılarla düşünecek ve nihayetinde evrendeki en büyük organizmalardan en küçüğüne, her şeyin matematiksel bir sistematiği olduğunu anlamaya çalışacaktır. Ya da, kazandığı analitik düşünme yeteneğiyle Platon'un işaret ettiği gibi "kavrama"ya çalışacaktır. Ancak matematikle uğraşmayı isteyen bir öğrenci bu farklı ve ilginç disiplinin dünyasına girebilecektir. Kısacası, matematik okumak isteyen bir öğrenci, matematiği sevmeli ve sabırla matematik dilinin kendisine açacağı kapıları aralamaya çalışmalıdır. Yani sabır, matematik sevgisi ve çalışmak bu bölümü okumak için gerekli üç şarttır denebilir.

Matematik bölümü mezunları akademik çalışmalar yapabilecekleri gibi özel sektörde ve kamu sektöründe birçok iş sahasında çalışabilirler. Genel olarak, matematik eğitimi alan kişiler analitik düşünme yeteneği kazandığı için hemen hemen her sahada iş bulabilmekte, özellikle organizasyonel işlerde ve yöneticilikte başarılı olmaktadır. İyi bir matematikçi aynı zamanda iyi bir yazılımcı olabilir. Ayrıca askeri birimlerde kriptoloji (şifreleme bilimi) alanında kritik görevler alabilirler. Bankacılık, finans, istatistiksel kurumlar matematik eğitimi almış mezunlar aramakta ve istihdam etmektedir. Pedagojik formasyon alan Matematik mezunları matematik öğretmeni olarak çalışabilmektedir.

Kimya

kimya-resim01Kimya biliminin temelleri birkaç asırlık olmakla beraber kimyayı doğuran bilgi birikiminin beş bin yıllık bir geçmişi vardır. Kimya, sıradan maddeleri (Felsefe Taşı gibi hayal ürünü taşlar aracılığıyla) daha değerli maddelere dönüştürme yollarını arayan simyadan ortaya çıkmıştır.
 
Kimya bilimi, maddelerin özelliklerini ve yapısını, maddeler arasındaki ilişkileri ve maddelerin değişimlerini inceleyerek bu değişim sürecinin kurallarını belirlemeye çalışır ve maddelerin üretimde kullanılması gibi alanlarda araştırmalar yapar.
 
Neden Türkiye'de Kimya Bölümü?
 
Gelişmekte olan teknolojiler için anahtar konumda olan Kimya bölümü üniversite adayları için cazip bir seçenektir. Kimya bilimi diğer temel bilim dallarından farklı olarak endüstrisi olan bir bilim dalıdır. Türkiye de Kimya endüstrisi alanında dünyadaki iyi ve kaliteli üretici ülkelerden biri konumundadır. Kimya endüstrisinin ülkemizdeki gelişmişliği üniversitelerin Kimya eğitimine de yansımış ve eğitimdeki kaliteyi arttırmıştır.
Kimya bölümü Türkiye'deki en eski bölümlerden biridir. 1914 yılındaki Darülfünun reformu sonucu Almanya'dan getirtilip müderris (profesör) olarak atanan üç kimyacı; Dr. Fritz Arndt (Anorganik Kimya), Dr. Kurt Hoesch (Organik Kimya) ve Dr. Gustav Fester (Sınai Kimya) tarafından 1917 yılında Fen Fakültesi'nde ilk kuruluş amacı "Endüstri Kimyageri" yetiştirmek olan Kimya Enstitüsü kurulmuştur.
 
Kimya Eğitimi
 
Türkiye'deki üniversitelerin Kimya bölümlerinde lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim verilmektedir. Kalitatif analiz, analitik kimya, anorganik kimya, organik kimya, fizikokimya ve biyokimya gibi dersler Kimya bölümünün temel dersleri arasındadır.
Kimya biliminin pek çok alt alanı mevcut olmakla beraber bazıları ön plana çıkmaktadır. Canlı organizmalardaki kimyasalları, kimyasal reaksiyonları ve bunların etkileşimlerini inceleyen Biyokimya, inorganik bileşiklerin reaksiyonları ve özelliklerini inceleyen Anorganik Kimya, reaksiyonların enerji ve dinamikleri ile ilgilenen Fizikokimya, karbon içeren bileşiklerin tepkimelerini inceleyen Organik Kimya, sağlık sektöründe kullanılan maddelerin dizaynı ve sentezi ile ilgilenen Farmasötik Kimya, büyük yapılı moleküllerden oluşan ve önemli fiziksel ve kimyasal özellikler taşıyan polimerleri inceleyen ve sentezleyen Polimer Kimyası, kimyasal maddelerin tedavideki kullanımını irdeleyen Medikal Kimya öne çıkan alanların başlıcalarıdır.
Kimya Bölümü öğrencileri, öğrenim gördükleri üniversitenin Moleküler Biyoloji ve Genetik, Kimya Mühendisliği ve Fizik bölümleri ile çift anadal programlarından da yararlanabilirler.
 
Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkânları
 
Kimya bölümlerinde başarılı bir şekilde öğrenim görebilmek için kimya, matematik ve fizik alanlarında başarılı ve analitik düşünebilme yeteneğine sahip olmak gerekir.
Kimya bölümü mezunları tekstil sektörünün özellikle boyama alanında, bütün dünyada önemi giderek artan gıda sektöründe, kozmetik sanayiinde, deterjan ve sabun gibi temizlik ürünlerinin üretiminde, kâğıt sektöründe, yazıcılar ve kalemler için mürekkep üretiminde, seramik sanayiinde, boya ve kaplamacılıkta, su arıtma sistemlerinde, plastik sanayii işletmelerinde, cevher zenginleştirme tesislerinde, yakıt-enerji ve petrokimya tesislerinde, özel kimyasal madde üretimi yapan tesislerde, işletmelerde proses kontrol ve reaktör tasarımı ile biyoteknoloji arıtma ve çevresel teknoloji bölümlerinde çalışabilirler. Ayrıca ilaç sektöründe, tıbbi laboratuarlarda, sağlık bilimlerinde yapay kemik, doku ve protez üretiminde, uzun süre etkili antibiyotik üretiminde, kemoterapi aktif maddesi imalatında da çalışabilirler.
Bunların yanı sıra Kimya bölümü mezunları İşletme ve Ekonomi dallarında yüksek lisans yaparak iş olanaklarını artırabilirler.

Biyokimya

biyokimya-resim01Biyokimya, biyolojik sistemlerin organizasyon ve fonksiyonlarını moleküler düzeyde inceleyen interdisipliner bir bilim dalıdır. Dolayısıyla biyokimya, canlı organizmalarda bulunan bileşenlerin kimyasal yapısını ve bu yapıların biyolojik fonksiyonlarını, metabolizmayı yani bir canlıdaki bütün kimyasal yapım ve yıkım olaylarını, proteinler, karbonhidratlar, lipidler gibi organik maddelerle vitaminleri ve hormonları araştırır. Kısaca biyokimya canlılık belirtilerinin temeli olarak kabul edilen biyokimyasal reaksiyonları, biyolojik bilgiyi saklayan ve ileten maddeleri ve canlıların kimyasal yapısını inceler.
 
Biyokimya programının amacı biyolojik bilimler, sağlık bilimleri, beslenme ve çevre olayları ile ilgili konularda araştırma ve eğitim yapmaktır. Tıp, biyoloji ve sağlık bilimleri, organik kimya, biyofizik, medikal bilim, beslenme ve gıda bilimi, mikrobiyoloji, fizyoloji, sitoloji ve genetik gibi pek çok bilim dalı ile yakından ilişkilidir. Organik kimya, anorganik kimya, fizikokimya, fizyoloji, biyoloji ve mikrobiyoloji dallarından faydalanır; deneysel metotlar ve aletler kullanır.
 
Bir biyokimyager beslenme, genetik ilaçların etkisi, hastalıklardan ortaya çıkan kimyasal değişiklikler ve hastalıklardan sorumlu olan küçük organizmalar üzerinde araştırmalar yapar. Laboratuar ortamında protein, kan serumu proteini, amino asit, organik asit gibi çeşitli biyokimyasal maddeler elde etmek için çalışmalar yürütür. Hücre ve doku kültürü hazırlar. Kimyasal ve biyolojik kirleticilerin organizmalar üzerindeki etkilerini inceler. Besin kimyası ve teknolojisi, fermantasyon, gıda mikrobiyolojisi, gıda hijyeni ve sağlıklı beslenme konularında çalışmalar yapar.
 
Neden Türkiye'de Biyokimya Bölümü?
 
Biyokimya günümüzün en popüler bilim dallarından biri olduğu gibi gelecekte de bu önemi giderek artacaktır. Zira biyolojik, medikal ve tıbbi araştırmalar için müracaat edilen temel bilimlerden biri konumundadır.
 
Türkiye'de adı yeni yeni duyulmaya başlayan fakat önemi göz ardı edilemeyecek değerde olan bir programdır Biyokimya. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'deki üniversitelerdeki biyokimya programlarının da sayısının az olması ve dolayısıyla az sayıdaki mezunun iş bulabilme imkânının daha fazla olması bu programı cazip hale getirmektedir.
 
Biyokimya Eğitimi
 
Biyokimya programında önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim verilmektedir. Önlisans sürecinde biyoloji, mikrobiyoloji, fizyoloji, histoloji, anorganik kimya, analitik kimya gibi dersler okutulmaktadır. Lisans eğitimi ise ikinci seneden sonra Biyokimyagerlik ve Biyoteknoloji Ağırlıklı Kimyagerlik olmak üzere iki alt dala ayrılmaktadır. Mezunlar, seçtikleri dala göre Biyokimyager veya Biyoteknoloji Ağırlıklı Biyokimyager ünvanı almaktadırlar.
 
Biyokimya programını tercih edenler öğrenimleri süresince biyoloji, kimya, fizik, organik kimya, biyofizikokimya, biyoorganik kimya, histoloji, enzimoloji, mikrobiyoloji, ilaç kimyası, beslenme, toksikoloji, klinik kimya, genetik, fermantasyon teknolojisi, endüstriyel hijyen, atık değerlendirmesi ve arıtma yöntemleri gibi dersler okumaktadırlar.
 
Biyokimya bölümü eğitimi, mezunlarına, biyolojik bilimlerle diğer disiplinler arasında modern anlamda bağlantılar kurabilme ve analitik düşünme becerisi kazandırır.
 
Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkânları
 
Biyokimya alanında çalışmak isteyen adayların biyoloji ve kimya derslerine ilgili olmaları beklenir. Matematik ve fen bilimlerine yatkın, araştırmaya meraklı, deney yapmaya meyilli ve sabırlı olan öğrenciler bu programdan başarılı bir şekilde mezun olabilirler.
 
Biyokimya bölümü mezunlarının iş olanakları oldukça geniştir. Gıda sektöründe, ilaç, tıbbi ve kimyasal maddelerin üretiminde, tarım ilaçlarının sentezinde, kozmetik ve deterjan sanayilerinde ve fermantasyon teknolojisine dayalı sanayi kollarında çalışabilir, araştırma laboratuarlarında görev alabilirler. Ayrıca biyokimya mezunları üretim süreçlerinde sağlıkla ilgili testler yapar, yeni test yöntemleri geliştirir ve bunların uygulamasında görev alırlar. Biyokimya bölümü öğrencileri veya mezunları, eğitim formasyonu aldıkları takdirde tıbbi laboratuvar öğretmeni olarak da çalışabilmektedir.

Biyoloji

biyoloji-resim01Dünya yüzeyinde pek çok canlı türü mevcuttur ve bunlar birbirlerinden bağımsız yaşayamazlar. Bu sebeple temel bilimlerden biri olan Biyoloji bölümü için canlıların birbirleri ve çevreleri ile olan ilişkileri önemli bir inceleme konusudur.
 
Biyoloji, yeryüzünde bulunan canlıları, bu canlıların anatomilerini, fizyolojilerini ve kendi aralarındaki ve çevreleri ile olan ilişkilerini inceler. Çevre sorunları, biyolojik ıslah yöntemleri, biyoteknolojik çalışmalar ve tıp alanındaki gelişmeler biyolojinin önemini daha da arttırmaktadır. Bu nedenle Biyoloji temelli bilimlerin hem dünyada hem de ülkemizde geleceği son derece parlak olduğu söylenebilir.
 
Neden Türkiye'de Biyoloji Bölümü?
 
Türkiye'deki üniversitelerde Biyoloji bölümleri öğrencilerine modern biyoloji temelli eğitim ve araştırma olanakları sunmaktadır. Biyolojik olaylar ve sistemler moleküler düzeyde ele alınmaktadır ki bu durum biyolojik bilimlerin evrensel konumu göz önüne alındığında ideal olandır.
 
Öte yandan Türkiye'de sayıları ve önemleri giderek artan araştırma ve sağlık laboratuarları Türkiye'yi Biyoloji eğitimi almak için cazip seçeneklerden biri haline getirmektedir. Bu çerçevede Türkiye'deki Biyoloji bölümleri, yaşam bilimlerinin temel öğretilerini, lisans ve lisansüstü öğrencilerine aktarırken; gelecek kuşaklara dünya mirası olarak bozulmadan kalması gereken ülkemizin biyolojik zenginliklerinin; bitki, hayvan ve mikroorganizma türlerinin tanımlanması, coğrafik ve biyolojik olarak dağılımı, biyolojik yapı ve işleyişlerinin belirlenmesi, genetik yapıların aydınlatılması, ekolojik sorunların belirlenmesi ve çözüm üretilmesi yönündeki bilimsel öğretilerin, bulguların, bilgi ve deneyimlerin aktarılmasını amaçlamıştır.
 
Biyoloji Eğitimi
 
Oldukça geniş bir araştırma alanına sahip olan Biyolojinin botanik, biyoteknoloji, ekoloji, hidrobiyoloji, moleküler biyoloji, zooloji gibi ön plana çıkan temel alt alanlarından bahsedilebilir.
 
Biyoloji bölümlerinde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim verilmektedir. Öğrenciler öğrenim esnasında genel biyoloji, moleküler biyoloji, biyoistatistik, bitki anatomisi ve morfolojisi, bitki fizyolojisi, mikrobiyoloji, sitoloji, histoloji, genetik, hayvan fizyolojisi, biyokimya ve organik kimya gibi dersler görürler.
 
Biyoloji bölümü öğrencileri, Genetik Mühendisliği gibi ikinci bir alanda yan dal yapma imkanına da sahiptirler.
 
Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkanları
 
Biyoloji bölümünde okumak isteyen bir adayın öncelikli olarak meraklı bir gözlemci ve sabırlı bir araştırmacı olması beklenir.
Biyoloji bölümü mezunları Biyolog unvanı alırlar. Biyologlar kamu hastaneleri ve özel hastanelerin laboratuarları, tüp bebek laboratuarları, adli tıp, ilaç ve ilaç hammaddelerinin üretimi de dahil olma üzere sağlık sektöründe çalışabilirler. Ayrıca kozmetik ürünlerinin üretimi ve kalite kontrolünde, gıda sektöründe, çevre koruma, kontrol ve ekolojik planlama yapan kuruluşlarda, belediyelerde, arıtma tesislerinde, nükleer tesisler ve radyasyon kullanılan işletmelerde, biyoteknolojik çalışma yapan kurum ve kuruluşların araştırma-geliştirme ve üretim faaliyetlerinde, hidrobiyoloji araştırma merkezlerinde, hidrobiyoloji ve su ürünleri ile ilgili AR-GE faaliyetlerinde, hayvanat ve botanik bahçelerinde istihdam imkanına sahiptirler.

Moleküler Biyoloji ve Genetik

molekuler-biyloji-resim01Biyoloji biliminin son yıllarda gelişen dallarından biri olan Moleküler Biyoloji ve Genetik canlıların yapılarını, işlevlerini, birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini moleküler düzeyde incelemektedir.
 
Genetik, genlerin moleküler yapı ve fonksiyonlarıyla ve canlılardaki kalıtımın özellikleriyle ilgilenirken, Moleküler Biyoloji DNA'da taşınan genetik bilginin yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan süreçlere dönüşümünün moleküler mekanizmalarını inceler. Biyokimya ise bu mekanizmalarda yer alan biyolojik makromoleküllerin (protein, nükleik asit, karbonhidratlar vb.) yapı ve görevleri üzerinde çalışır. Birbirleriyle yakın ilişkili bu bilim dallarındaki gelişmeler, bilgisayar ve mühendislik alanındaki yeniliklerin sunduğu yeni yöntem ve tekniklerle daha da hızlanmıştır.
 
DNA'nın kalıtım için gerekli olan genetik şifreyi taşıdığının bulunmasıyla, önce farklı organizmaların genetik şifre bütününün (genom), 2000'li yıllarda çeşitli ülkelerin işbirliğiyle yürütülen İnsan Genom Projesiyle de insan genomunun çözümü yapılmıştır. Proje sonuçları, insandaki katılımsal hastalıkların teşhis ve tedavileri için oldukça önemlidir.
 
Biyoteknolojide, biyoloji ve mühendislik alanlarından faydalanılarak farklı organizmaların geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Biyoteknoloji, yüksek verimli ve zor koşullara dayanımlı tohum geliştirilmesi ve üretimin artırılması, çevresel atıklara yönelik mikroorganizmaların geliştirilmesi, DNA analizlerinin adli tıpta kullanılması, ilaç sektörünün gelişimi, bakteri ve virüslerin yol açtığı hastalıklara karşı ilaç ve aşı üretilmesi açısından önem taşımaktadır. Son zamanlarda ağırlık verilmekte olan gen tedavileri de gen mutasyonlarının tanımlanması ve genetik mutasyonlardan kaynaklanan hastalıklara karşı alternatif ve kesin tedavi yöntemleri sunmayı amaçlamaktadır.
 
Moleküler Biyoloji ve ilgili alanlarda araştırmaların artması ve önemli ölçüde ham veri elde edilmesi, bu verilerin bilim insanlarının kullanımına açık olmasını ve ham verilerin analizinin daha verimli bir şekilde yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk Moleküler Biyoloji ile Bilgisayar bilimleri arasındaki işbirliğinin gelişmesini sağlayarak Biyoinformatik ve Hesaplamalı Biyoloji alanlarını ortaya çıkarmıştır. Bu sayede, laboratuar ortamında elde edilen çok sayıdaki ham verinin analizi, biyolojik mekanizmaların teorik ve matematiksel modellerinin ve simülasyonlarının yapılması sağlanabilmektedir. Mühendislik alanlarındaki gelişmeler de benzer şekilde biyoloji alanına önemli katkılarda bulunmaktadır.
 
Neden Türkiye'de Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü?
 
Türkiye'de Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında uluslararası nitelikte çalışmalar yapan araştırmacılar bulunmaktadır. Türkiye, Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütü'nün (EMBO) üyesidir ve örgütün sağladığı destek ve programlardan yararlanmaktadır. Bu alanda eğitim gören öğrenciler Avrupa'daki çeşitli üniversitelerin laboratuarlarında çalışma yapmak üzere bu burslara başvurabilirler. Ayrıca EMBO tarafından her yıl az sayıda nitelikli genç araştırmacıya sağlanan araştırma destek ödülünü, Türkiye'den şimdiye dek 14 araştırmacı almaya hak kazanmıştır. Bu araştırmacılar bulundukları üniversitelerde Moleküler Biyoloji ve Genetik alanındaki eğitim ve araştırma faaliyetlerine önemli katkı sağlamaktadırlar. Yine EMBO'nun imkanlarıyla, Türkiye'de Moleküler Biyoloji ve Genetik eğitimi gören öğrencilerle Avrupa'da bu alanda öne çıkan araştırmacıları buluşturan etkinlikler düzenlenmektedir.
 
Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu'nda 2013 yılında alınan bir karar gereğince "sağlık ve ilaç" konularının öncelikli araştırma alanları arasına alınması Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında Türkiye'de başlatılan eğitim ve araştırma seferberliğine ciddi bir katkı sağlayacaktır.
 
Moleküler Biyoloji ve Genetik Eğitimi
 
Türkiye'de ilk olarak Bilkent, Ortadoğu Teknik, Boğaziçi gibi üniversitelerde kurulmaya başlanan Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümlerinin sayısı 20'ye yaklaşmaktadır. Bazı üniversitelerimizde Biyomühendislik adıyla eğitim verilmektedir.
 
Lisans programlarında moleküler ve hücre biyolojisi, insan fizyolojisi ve anatomisi, fiziksel biyokimya, biyofizik, ekoloji ve evrimsel biyoloji, biyometri, moleküler genetik, biyokimya, mikrobiyoloji, genin moleküler biyolojisi, hücrenin moleküler biyolojisi, rekombinant DNA teknolojileri, matematiksel ve hesaplamalı biyoloji gibi dersler verilmektedir.
 
Lisansüstünde ise tıbbi biyokimya, tıbbi genetik, insan genetiği, nükleik asit biyokimyası, ileri genetik, biyoteknoloji, immünoloji, gelişim biyolojisi, nörobiyoloji, biyolojik sinyal iletimi, hücre zarı biyolojisi, kök hücre biyolojisine giriş, kanser genetiği, hücre döngüsü alanlarında eğitim sunulmaktadır.
 
Adaylarda Aranan Özellikler ve İş İmkanları
 
Bu alanda eğitim almak isteyen öğrencilerin öncelikle biyoloji, kimya, matematik ve bilgisayar programlama altyapısına sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca yaşam bilimlerine meraklı ve laboratuarlarda hücre, mikroorganizma, doku ve hayvan üzerinde deney yapabilmeye yatkın olmalıdırlar.
 
Bölüm mezunları yurt içi veya dışındaki üniversite ve araştırma merkezlerinde lisansüstü çalışmalar yaparak kariyerlerine devam edebilmektedir. Ayrıca, özellikle ilaç, tarım, gıda ve biyomedikal sektöründeki firmaların Ar-Ge veya Kalite Kontrol birimlerinde çalışabilmekte; hastane, özel laboratuar veya tüp bebek merkezlerinde görev alabilmektedir. Moleküler biyoloji ve tıp alanında kullanılan ekipmanların tasarım ve üretimlerinin yapıldığı uluslararası şirketler, bölüm mezunlarının çalışabilecekleri diğer kurumlar arasındadır.
 
Engin Bermek, Mehmet Öztürk, İvet Bahar, Gökhan Hotamışlıgil, Aslı Tolun bu alanda öncü çalışmalar yapan Türk araştırmacılardan bazılarıdır.