FaLang Language Switcher


"Türkiye ve Dünyada Televizyonun Tarihi" İstanbul Medya Akademisi

İstanbul Medya Akademisi, Uluslararası Öğrenciler Akademisi programı kapsamında medya seminerlerinin üçüncüsünü Kanal 24 Haber Müdürü Mehmet Yeşilkaya ile gerçekleştirdi. Seminere ‘’Televizyon, haber alma ve merak etme duygularıyla ortaya çıkan bir icattır’’ cümlesiyle başlayan Yeşilkaya, ‘’Televizyon ilk olarak İngiltere’de keşfedildi ve 1926 yılında silüet şeklinde yayın hayatına başladı. Bu alanda İngilizler, hep en başta oldular. Televizyon keşfedildiğinde, çok tepki gördü. İnsanları tembelleştirdiğine inanılıyordu ama dünyanın en güçlü iletişim aracı hala televizyondur. Çünkü size ait olmayan hikâyeler, olaylar, olgular tek bir düğmeyle hayatınıza giriyor’’ diyerek sözlerine devam etti. Televizyon sektöründeki üç baskın ekole işaret eden Yeşilkaya ‘’Eğlence ve reality Show merkezli Amerika ekolü ( FOX, CNN), eğitim ve kültür odaklı İngiltere merkezli Anglosakson ekolü (BBC) ve Avrupa kültür-haber merkezli Euronews ekolü dünyayı yönetmektedir. Çünkü televizyon, devletin en temel propaganda aracıdır. Devletin egemenliğine göre, televizyonun gücü de değişir. BBC, öncü kanal olduğu için aynı zamanda da tüm dünyada en çok izlenen kanaldır. Buna ek olarak, dünyanın pek çok ülkesine program formatı da satmaktadır. BBC’nin kurulma amacı, kendi istihbarat servislerine dünya temsilcilikleri oluşturmaktı. Özellikle de II. Dünya Savaşı sonrası bu şekilde örgütlendiler. CNN ve FOX ekolü, 1980’lerde I. Körfez Savaşı’nda, Kuveyt’ten canlı yayın yapmasıyla yıldızı parladı ve bilinirliği arttı. Euronews ekolü ise, 1990 yıllarında popüler olmaya başladı ve bugünlere kadar geldi. Bu ekoller arasında TRT kanalı da olabilecekken, Türkiye şartları sebebiyle kanal atıl kaldı ve ilgilenilmedi. TRT, 1980’lerin sonuna kadar tekel olmuştu yani devletin yayıncılığı vardı. Bunu kırmak için çok talep oldu ancak 90’lı yıllara kadar devam etti. 2002’den sonra yayıncılık ivme kazandı ve şimdi şimdi, hak ettiği ilgiyi görmektedir. Dünya ligine çıkmak için TRT World kuruluyor. Umuyorum ki yakın zamanda FOX ve Al-Jazeera gibi olur’’ dedi.

‘’Türkiye, 1956’da İTÜ TV ile dört beş dakikalık yayın denemeleri yaptı. Halk izleyebilsin diye de Taksim’e dev ekran kurulurdu. TRT’nin ilk ciddi yayını 1968’de gerçekleştirildi. Televizyon çok pahalı bir iletişim aracıdır. Kanalın tek bir gelir kaynağı vardır; reklam. Diğer her şey bir kanal için giderdir. Türkiye’de on altı tane majör kanal var. Bunlar Kanal D, ATV, STAR gibi kanallar ve ciddi gelir kaynakları var. Ancak majör kanallar üzerinden yeni kanallar kuruluyor ve gelirleri yeni kanallara aktarılıyor. Örneğin; Kanal D kar ettiği için, CNN Türk’ün açığını kapatıyor. ATV, A Haber kanalına destek oluyor. Bunun nedeni tematik kanal kurmak epey masraflı bir iş. Seyirci de pek alışık olmadığı için kanallar zarar ediyor. 1996’da NTV’nin kurulmasıyla bu anlayışı biraz kırdık. 99’da CNN Türk aynı şekilde yayın hayatın başladı.

Fakat CNN International ile işbirliği kurması, haber sunumu ve bazı kavramların zorlanmasına neden oluyordu. Mesela, II. Irak Savaşı’nda, işgalcilere ‘koalisyon birliği’ mi ‘işgal güçleri’ mi densin diye tartışıldı. Kanal, koalisyon birliği densin diye zorladı ve sırf bu nedenle pek çok kişi, ben de dahil işten ayrıldık. Orta Doğu’daki TV macerası da aynı bu şekilde; devletin kontrolünde, onun istediği çizgide yayın yapan, kralların propaganda aracıdır. Katar merkezli Al-Jazeere kanalı, halka mikrofon uzatarak, programlarında daha önce konuşulmayan konulara yer vererek ve son olarak 9/11 olayları sonrası, Usame Bin Ladin’in mesajlarını yayınlamaya başlayarak bu geleneğe bir son verdi’’.

.